Cuma, Ekim 28, 2005

Kendini Commonist sanmak!


Son günlerde acayip eğleniyorum. Arkadaşın biri işi gücü bırakmış, Copyleft'e ve Creative Commons'a dair dehşetengiz bir yazı dizisi yazıyor. Kısa bir süre önce "Korsan kitaplara karşı çıkan Marksistler de varmış!" gibi bir başyapıta imza da atan bu arkadaşı ciddiye alacak falan değilim elbet...

Türkiye'de Creative Commons ve GPL dair yapılan hiçbir toplantıda kendisini göremediğimiz bu arkadaş, son olarak "Commonist" lafına ve kızıl renk CC logolarına takmış. "Kendilerini komünist sananlar" diye uzunca da bir yazı yazdı... :)

Off offf! Geçtiğimiz günlerde Ortadoğu gazetesi tarafından "İstanbul'u Yunan'a vermek isteyen, dış mihrakların AB uzantılı maşası" ilan edilmiştim, şimdi de komünist olduk! Yazıdan anladığım kadarıyla, tam komünist de değilmişiz, kendimizi öyle sanıyormuşuz! Üstüne üstlük sadece ben değil, geçen CC toplantısına katılan tüm ekip zan altında! İbne gibin, puşt gibin bişii'yiz yani... (*)

Öncelikle birisinin bu arkadaşa her gördüğü CC'nin Sovyetler Birliği'nin CCCP'si olmadığını anlatması lazım. O logo eski Aeroflot'un sembolüydü ve Bill Gates abimizin Creative Commons için "Bırakın bu komünist ayaklarını" mealinde bir takım laflar etmesi üzerine, mizahi bir unsur olarak yapıldı, hızla benimsendi. Komünizm ile bir latifeden öte bir ilişkisi yoktur.

"Commonist" olmaya gelince. Bu da hoş bir kelime oyunundan başka bir şey değil. İnsanoğlu ironiden nasibini almamışsa, elbet böyle yanlış anlamalar olabiliyor. Öncelikle "Commonist" olmakla vurguladığımız "masum şey", materyalist diyalektik ve marksist ekonomi politika falan değil. Creative Commons tamlamasının ikinci kelimesi "Common"ın ta kendisi. Bu kadar basit! Komplo teorileri kurmaya, sayfalar dolusu "komik" tahliller attırmaya gerek yok.

Üstüne üstlük, bu arkadaş, bugüne dek yapılan GPL ve Creative Commons toplantılarına zahmet edip gelmiş olsaydı, bu iki lisansı birbirinden kesin çizgilerle ayırdığımızı, CC'nin "share-alike"lı sürümlerinin dışındaki türevlerinin "copyleft uyumlu" olmadığını sık sık vurguladığımızı bilirdi.

Bu arada buraya kişisel bir not daha yazayım. Creative Commons'ı "copyleft uyumu" için değil, GFDL'e kıyasla çok daha kullanışlı ve esnek olmasından ötürü seviyoruz. GFDL'in eksiklerini kapatan, ihtiyaçlarınıza göre kolaylıkla eğip bükebileceğiniz ve bana göre çok daha anlaşılır bir lisanslama modelidir CC...

(...)

Burada küçük bir itirafta bulunmam gerekiyor. Geçtiğimiz hafta Fazlamesai'den Boran Puhaloğlu, benden GPL-CC haber grubu için alternatif isim önerileri istediğinde, ilk önerim "Marxist-Lennonist Commonist Party" olmuştu!

Bir kere biz hepimiz John Lennon'u çok seviyoruz. Marksistliğe gelince, en sıkısından Groucho Marx taraftarıyız! İşin Commonist kısmını da yukarda anlattık zaten...

Kısacası fena yakalandık. İbne gibin, puşt gibin bişiiyiz anlayacağınız...




* Not 1: Kemal Sunal "Kibar Feyzo" filminde ağası rolündeki Şener Şen'e "faşist" kelimesinin tarifini böyle yapar: "Ağam, böle ibne gibin puşt gibin bişiii..."

Not 2: "Para sizi mutlu etmez, çünkü mutluluk da zengindir" der Groucho Marx. Kendisiyle henüz tanışmayanlar, Rodeo Yayıncılık'ın çıkardığı Dylan Dog'lardan birini satın almalı...

14 yorum:

Bulent Murtezaoglu dedi ki...

Ben gittim baktim. En azindan benim tepkimi cekecek birsey gormedim (bir iki teknik yanlis var, blogda siteleri GPL'lemek filan denen yerler var). Ben de memnun degilim bu GPL CC vs. islerdeki mulkiyetimsi kavramlardan fiziksel mulkiyete ziplanip oradaki taraflarin isin icine cekilmesinden ama bu tip isleri yapanlar icinde (sagolun) bizi yonlendirdiginiz blogcu biraz daha derine inmis. Memleket ve genc nufus baglaminda benim tercihim cabalarin once anlama yolunda harcanmasi sonra olunacaksa taraf olunmasi. O bakimdan CC mekanizmalarini anlamakla 'Commonist' olmayi farkli goruyorum. Belki orada ayriliyoruz. Ayni sekilde Marx'i anlamakla Marxist olmanin farki var tabii. Isin bu tarafini TR'de kasimak (tercume konusmak gerekirse) isiktan cok isi uretir bence. Disarida da bunun musebbibi sadece Gates degil, Moglen de yapiyor bu isi.

derinsular dedi ki...

Ali Bey,

Sözünü ettiğiniz yazıda Türkiye'de toplantı düzenleyen copyleft grubuna ilişkin hiçbir şey ima olmadığını beliertmek isterim.

Tamamen copyleft kavramını Türkçe blog yazarlarının daha iyi anlamalarına yardımcı olmak üzere kaleme alınmış olan bu yazılara katılmak zorunda değilsiniz elbette. Ancak itham edildiğinizi düşünmenize üzüldüm.

Yazıda verilen örneklerin çok önemli bir kısmı yurtdışında bu işi başlantan FSF gibi kuruluşlardan veriliyor.

Zannediyorum yazı dizisinin ikinci bölümünde isim vermeden sizi kısaca eleştirdiğim bir paragraf yüzünden bu kadar öfkeli bir tonla kaleme alınmış yazınız. Bilmenizi isterim ki, amacım sizi utandırmak değil, bir örnek vermekti. Zaten bu nedenle de isminizi belirtmedim.


Yazıları tarafsız bir gözle tekrar okursanız, 'CC ile GPL arasındaki farkların yaptığınız toplantıda konuşulmuş olması' gibi örneklerle yazılanlar arasında hiçbir ilgi olmadığını göreceksiniz.

Fırsat bulursam daha geniş de değerlendirebilirim yazdıklarınızı, ancak ümit ederim, buna gerek kalmadan siz bir adım atar ve sözlerinizi geri alırsınız.

Emin olun, hiç kimsenin sizi ya Türkiye'de copyleft çalışmalara destek verenleri itham ettiği yok.

Commonist kelimesi de Türkçe camiaya has bir kavram değil zaten.

İyi çalışmalar diliyor, yeni işinizde başarılar temenni ediyorum.

Serdar Kaya

derinsular dedi ki...

Bülent Bey:

Yazilarda 'GPL'lemek' gibi ifadeleri arattim ancak bir sonuc cikmadi.

Hangi teknik hatalardan soz ettiginizi bana bildirebilirseniz sevinirim:

http://derinsular.com/erisim.php

Bulent Murtezaoglu dedi ki...

derinsular, hatanin oldugu yeri yeniden bulup soylediginiz formdan yolladim. Posta listesi ortaya cikinca katilirsaniz, orada daha detayli konusulmasina buyuk katkiniz olur. Orada devam ederiz. Boyle blog girdisi form bilmemne ile gereginden fazla zor oluyor bu is. (Birisi cikip yahoo mahoo gurubu yapmasin lutfen, malesef usenet tipi seyler kullanilmiyor memlekette, ona en yakini acik ve duzgun bir posta listesi+GMANE. Bekliyoruz.)

derinsular dedi ki...

Kelime hatasını strike tag ile düzelteceğim.

Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ediyorum.

'Buyuk katkı'da bulunabileceğimi düşündüğünüz için teşükkür ederim. Ben sadece düşüncelerimi ve dikkat edilmesi gerektiğine inandığım şeyleri kaleme aldım. Ancak Türkçe camianın bir şeyler üretmesini takdirle karşılaşam da, içine girecek kadar vakit ayırmam maalesef mümkün değil. Sizlere başarılar diliyorum.

Ali Işıngör dedi ki...

Sayın Derin Sular;

Yazıdaki eleştirilerinizin bizimle ilgisi olmadığını açıklamanızı, -kayd-ı ihtiyatla da olsa- şimdilik kabul ediyorum.

Sizden yazıda bu siteden alıntıyı yapmış olduğunuz, hatalı ve iyi niyetli olmadığını düşündüğüm bu ibareyi düzeltmenizi ya da tamamen çıkarmanızı istiyorum.

Bu hatanın düzeltmesinin yapılması durumunda, yazılarınızın "esasına ilişkin" eleştirileri de getirmeye belki başlayabiliriz.

Bu yazıda da yapmış olduğum açıklamalara rağmen, bu yanlış ifadelerde ısrar etmeniz halinde, kötü niyetinize inanacağım.

Ali Işıngör

derinsular dedi ki...

Ali Bey,

Hangi ifadeyi kast ediyorsunuz alıntılar mısınız lütfen?

Yazınızda pek çok atıf var.

(Ancak şunu baştan belirtmek isterim ki, kötü niyetim hiçbir zaman olmadı. İspat etme gibi bir gayretim de söz konus olamaz. Çünkü bu sonuçta sizin inancınız. Bu inancı değiştirmeniz de benim elimde değil. Ben ancak yazdıklarımla neyi kast ettiğimi izah edebilirim. Karar sizindir.)

Ali Işıngör dedi ki...

Bu yanlış ifadenin yazıdan çıkarılmasını istiyorum. Benim yazılarımdan kendi kendinize çıkardığınız, fecaat noktasına varan bir yanlış bilgilendirme var burada:

"(...)

Ancak Türkiye'de durumun biraz farklı olduğunu düşünüyorum.

Herşeyden önce; sitelerinde copyleft, GNU ya da GPL gibi kavramlar kullanan insanlar dahi, bu kavramların ifade ettiği manaları yeterince bilmiyorlar. Creative Commons'ın sunduğu lisans türlerinin farkları konusunda da aynı şey geçerli.

Örneğin, bu konuyu en çok gündeme getiren bloglardan birinin yazarı, 'GPL mantığı içerisinde' hareket ettiğini söyledikten hemen sonra, 'Ha, yazdığım bir metnin yarın Coca-Cola reklamında kullanılmasını istemiyorum. Bilmiyorum, çok şey mi istiyorum?' diyebiliyor."

derinsular dedi ki...

Anlıyorum.

Ancak Coca Cola sizin yazdığınız bir yazılımı (söz konusu olan lisansı GNU GPL olarak belirttiğiniz için yazılım diyorum) 'kodunu açık bırakmak kaydı ile' kullanabilir. Bu da GPL mantığına ters olmaz.

Yanıldığımı mı düşünüyorsunuz?

Ali Işıngör dedi ki...

Yazılım örneğinde evet. İster Coca-Cola olsun ister Kristal-Cola, eğer ben GNU-GPL ile yayınlamışsam bir şeyi, aynı şartlara uymak kaydıyla istedikleri gibi kullanabilirler kodumu.

Creative Commons'un "GPL uyumunu" sağladığı kabul edilen share-alike prensibiyse, biraz daha zorlayıcı bir yöntemdir. Sizin yazınızda eleştirdiğiniz "non-commercial" prensibiyse copyleft mantığına halel getirmemekle birlikte, sonraki yayıncıların özgürlüklerine belirli bir kısıtlama getirdiği için eleştirilir.

Yazılım dünyası ile yazı/çizi dünyası arasındaki en önemli yapısal farklardan biri tam da burada ortaya çıkar. Bir karikatürist ya da ünlü bir fotoğrafçı olduğumu farzedelim. Sitemde bazı karikatür ya da fotoğraf karelerimi insanlara duvar kağıdı yapmaları için büyük boyutlarda (mesela 1200x800) internete koyabilirim. Hatta bu bir kitap dahi olabilir.

Bu benim kişisel kullanıma -ticari değil- açtığım bir üretimimdir. Ama bunu bir x firması alıp da reklamlarında kullanabilir ya da bir yayınevi benden izinsiz üzerine benim ismimi yazıp binlerce adet basabilir. GFDL ne yazık ki buna karşı bir koruma sağlamıyor sanatçı ve yazarlar için...

Bu, GFDL içinde de çok tartışılan bir konu. Debiancıların çok haklı bir şekilde DRM üzerinden tartışmaya açtığı GFDL'in GNU GPL uyumluluğu bile tartışmalı şu anda! Wikipedia'daki GFDL maddesinde bu çelişkili durum da belirtilmiş durumda.

Konu dışı olarak, yazınızdaki yanılgılardan birinin tam da "non-commercial" prensibinin GPL mantığına uymadığını belirtmeniz olduğunu söyleyebilirim. Bir CC sözleşmesinde "share-alike prensibinin bulunması, onun özgür bir sözleşme olarak kabul edilmesi için yeterlidir.

pinhanarcat dedi ki...

ali bey,

neden blog yazıyorsunuz?
(çok samimi soruyorum bunu? verdiğiniz örnekler kafamdaki çelişkileri daha da artırdı çünkü.)
amacınız gerçekten paylaşmak mı?
yoksa kişisel reklamınızı yapmak mı?
uzak durduğumuz, göremediğimiz bir nokta mı var onu anlamaya çalışıyorum.
amacım paylaşmaksa, paylaşıma açtığım şeyin kim tarafından ne biçimde kullanıldığını önemsemem ben.
paylaşmak adı altında kılıf bulmaya çalışmam başka bir niyetim varsa.
soruyu genişleteyim. coca-cola burada ortaya koyduklarınızdan birini ya da bazılarını kullanmak isterse, tavrınız ne olur?
karşılığını mı istersiniz?
"olmaz" mı dersiniz?
"istediğiniz gibi kullanın" mı dersiniz?
yoksa, "kullanın ama reklamımı yapmayı unutmayın" mı dersiniz? hatta "yapmak zorundasınız" mı dersiniz?
ya da başka bir seçenek mi ortaya sürersiniz?
bu blog bir demo site mi?

(konudan uzaklaşılmasını ve tartışmanın bölünmesini istemem. parantez içi olarak kabul edilsin bu yorum. sadece merak ettiğim birkaç soruyu sormadan edemedim. ve bunları sormaktaki niyetim de, lisans konularına bakış açılarındaki büyük farkı anlamaya, kimin hangi noktada durduğunu çözmeye çalışmak.)

derinsular dedi ki...

Sayin Isingor,

Dikkatle okumanizi rica ediyorum.

Once beni pek cok yakisiksiz seyle itham eden bir yazi yazdiniz. Bunun uzerine, yazimda spesifik olarak Turk copyleft camiasini kast eden herhangi bir sey bulunmadigini, butun bunlari uzerinize alindiginizi belirttim.

Ardindan, yazimdaki GNU ve CC iliskisini yanlis kurdugumu belirttiniz. Devam eden cumlelerinizde de okuyucularimi yanlis bilgilendirdigimi ifade eden cumleleriniz vardi.

Elbette insan hatalar yapabilir. Ancak, surekli kendinizden emin bir tavirla konusup, karsinizdaki insanlari 'yanilgiya dusmek'le, 'gulunc olmak'la, itham etmeniz, hatta daha da ileriye giderek 'ciddiye almiyorum elbette' gibi ifadelerle alaya almaniz hic de hos bir tavir degil.

Dedigim gibi, insanlar hata yapabilir. Ancak bir insanin yapmis oldugu bir hata hatirlatildiginda sergiledigi tavir kendi karakterini yansitir. Bir baskasina yaptigi hatayi hatirlatirken sergilenen tavir icin de ayni sey gecerli.

Bu nedenle, tekrar pahasina belirtiyorum ki, sergilediginiz tavir gercekten cirkindi.

Peki, bu son olayda, hangimiz hataliyiz ona bir bakalim.

Sizden asagidaki linki incelemenizi rica ediyorum:

http://www.gnu.org/licenses/license-list.html#DocumentationLicenses

Bu linkin altindaki basliklardan birinde "Creative Commons Attribution-Sharealike" lisansi degerlendiriliyor. Linki acarsaniz, orada bu lisansin copyleft olarak tanimlanabileceginin, ancak, gerek GNU GPL, gerekse GFDL ile uyum icerisinde (compatible) OLMADIGININ yazili oldugunu goreceksiniz. Yani, sharealike prensibi olan her CC lisansi GNU ile uyumlu olacak diye bir sey yok. Demek ki silmemi istediginiz cumlenizde bir hata soz konusu degil.

Dahasi, orada, sizin 'GPL uyumunu sağladığınin kabul edildigini' iddia ettiginiz 'share-alike prensibi'ne sahip bu lisans icin, 'lutfen bu lisansi kullanmayin' ifadesi dahi yer aliyor!

Cok net bir tekzip oldugu icin bu linki gonderiyorum. Ayni sayfada daha cok okuma yaparsaniz ticari kullanim konusunda da hatali oldugunuzu ve okuyucularinizi yanilttiginizi goreceksiniz.

Bu durumda, yazimda degistirmemi istediginiz cumleleri tekrar okursaniz, her kelimesinin dogru oldugunu goreceksiniz. Zira Turkiye'de bu konudan cok bahseden pek cok insan dahi GNU mantigini gercekten bilmiyor. Ve zannettiklerinin aksine, GNU felsefesi, ShareAlike iceren CC lisanslariyla bile uyumlu degil.

GNU'nun tek olcusu kodun acik birakilmasidir. Ticari kullanim sarti da dahil olmak uzere her turlu kisitlama, GNU felsefesiyle celiski olusturur. (Bkz: Univ. of Utah Public Licence)

Bu konuyu acikliga kavusturdugumuza gore, musaadenizle simdi ben de sizden bir sey isteyebilir miyim:

Lutfen yazinizda hakkimda yapmis oldugunuz yakisiksiz imalarla ilgili bir guncelleme yaparak sozlerinizi geri alin.

Yazinizin, hakkimdaki her cumlesini tek tek ele alip, soylenilenleri, sizin disinizdaki herkesi ikna edebilecek aciklikta curutebilirim.

Ancak bunu yapmak yerine, sizin bir olgunluk ornegi gostererek yapacaginiz bir guncellemeyle sozlerinizi geri almanizi tercih ediyorum.

Ayrica site yazilarinin silinmesi konusunda da bir hatirlatma yapmak durumundayim:

Bloglara yazilan yazilarin silinmesi hos karsilanan bir durum degildir. Yapilmasi gereken strike tag kullanmak. O yuzden lutfen benden bir daha yazdiklarimi 'silmemi' istemeyin. (Detaylar icin: http://www.derinsular.com/archives/2005/07/etik.php)

Butun bunlari kisisel algilamamanizi, sahsinizla ilgili hicbir problemim olmadigini, aksine, sizi son derece ilginc ve taninmaya deger bir kisilik olarak gordugumu bilmenizi isterim.

Benzeri bir durumda sizin de dogal olarak kullanmak isteyeceginiz bir duzeltme hakkini kullanmak istiyorum sadece. Zira yazinizdaki gerek yazilarim, gerekse sahsim hakkindaki sozleriniz, sizin kalibrenizde bir insana yakisan turden ifadeler degil.

Ali Işıngör dedi ki...

Sayın Pinharcat;

Yazılım ile yazı/çizim gibi ürünler arasında keskin bir ayrım olması gerektiğini düşünüyorum. Bu düşüncemde hata yaptığımı da düşünmüyorum çünkü GFDL, Freeart ve CC gibi farklı lisansların varlığı, bu konuda yapılan tartışmaların tüm dünyada canlılığını koruduğunu gösteriyor.

Şimdi sorunuza gelmek gerekirse. Kişisel sitenizde, kaynağını belirtmek ve aynı şekilde paylaşıma açma suretiyle Burkina Fasa Fiso'daki tüm yazıları kullanabilirsiniz. Bunun için ayrıca benden izin almanıza da gerek yok. Hatta aldığınız yazılara ekleme ya da çıkartma yapmak suretiyle onu geliştirebilirsiniz de... Sanırım buraya kadar bir sorun yok.

İzin vermediğim ve sorulması halinde de izin vermeyeceğim tek şey, benim yazdığım metinlerin bir ticari amaçla ya da bir üçüncü şirketin reklamı amacıyla kullanılması olacak. Bu konudaki samimi düşüncem, sanatsal ve fikri eserlerin "yaratıcısı"nın onayının alınmaksızın yapılacak ticari kullanımlarının öncelikle o kişiyi yaralayabileceği yönündedir. Her türlü sanatsal üretimi ve edebi metni bir çeşit koruma altına almamızı, onları kirlenmekten kurtarmamızı sağlayacak araçlarımızın olması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü adına "kapitalizm" dediğimiz şey fazlasıyla vahşi...

Şöyle düşünelim: Özdemir Asaf'ın "Bütün renkler aynı hızda kirleniyordu/ birinciliği beyaza verdiler" dizelerinin bir deterjan reklamında görmek, herhalde hoş bir duygu olmasa gerek. Örnekleri çoğaltmak mümkün, Nâzım'ın şiirlerini Coca-Cola reklamında ya da Mehmet Akif'in Çanakkale şehitleri için yazdığı dizeleri bir emlak ofisinin reklamında görmemeliyiz.

Bilginin paylaşılmasına ve çoğaltılmasının sonuna dek yanındayım. Ama bunun bir sınırı, özellikle de eser sahibini haklarının başladığı yerde biten bir sınırı olmalı.

Bunu üstelik, kendimi değil "sanatsal üretimi ve onun saflığını" korumak için istiyorum.

Neden mi blog sitesi açtım? Sanırım paylaşmak için...

Bu arada merak etmeyin, Coca-Cola'ya cevabım "hayır" olacak :).

Ali Işıngör dedi ki...

Sayın Derin Sular;

Yazdıklarınızı ciddiye almıyorum. Üzgünüm ama bundan istediğiniz kadar alınabilirsiniz. Siz yazdıklarınızı çok önemsiyorsunuz diye kimse sizin yazılarınızı önemsemek zorunda değil. Bir kere burada anlaşalım!

Sadece adımı -zımnen de olsa- bir yanlışlığın içinde bu kadar ısrarla tutmak istemenize kızıyorum...

İnsanlar elbet hata yapabilir. Ama hata yapabileceğini kabul eden bir kişinin "sitemdeki yanlış bir bilgiyi düzeltmem ama gül hatırınız için belki strike tag koyarım" demek fazlasıyla komik değil mi?.

Şimdi itirazınıza gelince...

Öncelikle bir başka hatanızı daha düzelteyim. "Tekzip" dediğiniz şey mahkeme kararıyla olur. Belki yazdıklarınızı daha tumturaklı gösteriyor diye bu kelimeyi kullanmış olabilirsiniz ama ben ortada bir tekzip görmüyorum. Ya siz?

Gönderdiğiniz linke gelince. Söz konusu tartışmaların taraflarından biri olan Free Software Foundation'ın çok bilinen tezini bana göndermişsiniz. Ben size GFDL'in bile GPL uyumunun tartışmalı olduğunu söyler ve bunun Wikipedia'da bile belirtilmiş olduğunu ifade ederken, FSF'den referans göstermek biraz garip olmuyor mu?

İsterseniz size karşı tezleri içeren sayısız link gönderebilirim.

Bu arada yazınızda düzeltilmesini istediğim metinde "GPL mantığı içinde" lafı geçiyor. Buradaki yazışmalarda bile çok dikkatli bir dil kullanarak "GPL uyumunu sağladığı kabul edilen" gibi bir ifade kullanmışken, beni hâlâ GFDL ile CC'yi karıştırmakla suçlamanız çok garip...

Neyse bu giderek tatsızlaşan tartışmayı burada kesiyorum. Belki bir gün yüzyüze gelip tartışmalıyız. Belki bu şekilde bir noktada buluşabiliriz.