Cuma, Eylül 02, 2005

Deniz oğlum, lütfen evine dön!


Dün sabah kahvaltısı sırasında "Bakalım bugün ne demiş pabucumun solcuları" diye içinden söylenerek İtalya'nın en çok satan La Repubblica gazetesini açan başbakan Silvio Berlusconi'nin herhalde bütün günü zehir olmuştur...

La Repubblica gazetesine tam sayfa ilan veren bir "blog sitesi", başbakanın sağ kolu olan ve geçen ay ülkede bir bankacılık skandalının patlamasına neden olan Antonio Fazio'ya "Defol!" diye bağırıyordu!

İlan şu sözlerle bitiyordu: "... Fazio hâlâ yerinde oturuyor ve defolup gitmeyi düşünmüyor. Biz, yani www.beppegrillo.it blog sitesi ve binlerce sade vatandaş, kendi kendine finanse edilen bu doğrudan demokrasi girişimi ile Bay Fazio'dan bundan sonra evinde oturmasını istiyoruz..."

İki ay önce blog demokrasisinin bir örneği olarak yine bu sayfalarda ağırladığımız ünlü İtalyan komedyen Beppe Grillo, sitesinde bir çağrı yapmış ve okurlarından bir günlük gazetede yayınlanacak ilan için beşer avro bağış yapmalarını istemişti.

Binlerce İtalyan bu çağrıya katıldı ve ilan La Repubblica'da yayınlandı. İki gündür İtalya bu ilanı konuşuyor. Beppe Grillo bir blog sitesinin neler yapabileceğini gösteriyor bizlere...

Peki, siz hangi politikacılar için "Defol!" diye bağırmak isterdiniz? Benim listemin başında, Deniz Baykal ve "bugünkü yapısıyla" tüm CHP var...



Not 1: İlan yayınlanmasına rağmen hâlâ Beppe Grillo'nun hesaplarına bağış yağıyormuş... Beppe, birinci ilandan artan ve yeni gelen paralarla yayınlayacağı ikinci "tam sayfalık ilan"ın neye dair olacağını açıkladı bugün. İkinci ilanda, haklarında çeşitli suçlamalar dolayısıyla açılan davalarda hüküm giyen ama milletvekili dokunulmazlığı dolayısıyla hapse girmekten yırtan "milletvekillerinin tam listesi"ni yayınlayacakmış! İtalya şimdiden bu ilanı tartışmaya başladı.

Bu arada, bu listenin TBMM versiyonu, tek bir gazete sayfasına sığar mı acaba? Sadece Van ve Hakkari milletvekillerinin "eroin kaçakçılığı"ndan dolayı Interpol'de tutulan kayıtları, birkaç sayfayı doldurur diye tahmin ediyorum... Meraklısı, Postitler'deki tek bir isme dair kaleme alınan uzuuuuun bir yazıya göz atabilir.

9 yorum:

Manhem dedi ki...

Hmm. Sanırım bu güzel öneri için 3-5 değil, elimden gelen en büyük miktarı bağışlayabilirim ben : )

sick princess dedi ki...

Televizyon ekranlarindan hayretle segrettigim, tamamen sacmalik diye nitelendirilebilecek bir uyari demek bu kadar etkili olmus. Muhalefeti susturmaya bir tek hukumet merakli saniyordum. Muhalefetin susturuldugu nasil bir rejim hayal ediyorsunuz merak ediyorum.
'Turgut, butun gucunu toplayarak konusmaya calisti:"Nasil olur?Siz idare etmiyor musunuz?Nasil engel olamaz siniz?" Mustafa Kemal, caresizligini gosteren bir hareket yapti.Turgut, ona dogru ilerlerken ter icinde uyandi.' Oguz Atay-Tutunamayanlar
Umarim ben de uyanirim.

Ali Işıngör dedi ki...

Ben mi yanlış anladım sizi bilmiyorum ama yazdıklarınızdan, beni "muhalefeti susturmaya çalışmak"la suçladığınızı çıkardım. Allah Allah?

Eğer ciddi ciddi bunu kastettiyseniz, kendimi tutamayıp şunu soracağım size:

"Kuzum, siz CHP'nin gerçekten muhalefet yaptığına falan mı inanıyorsunuz?"

Ben gerçek bir "muhalefet partisi", gerçek bir "sosyal demokrat parti" istiyorum. Çadır tiyatrosuna benzer kongrelerin yaşanmayacağı; milletvekillerinin yüzde 60'nın müteahhit kökenli olmadığı; "Etiler, Beşiktaş, Kadıköy ve Adalar" yerine varoşlarda, işçi mahallelerinde güçlü olan bir "sosyal demokrat parti" istiyorum.

Eğer, Baykal Efendi ve saz arkadaşlarının her seçimde oy oranını "mutlak sıfır"a biraz daha yaklaştırdığı bir partiden "medet" umuyorsanız, sizin adınıza sadece üzülürüm.

Bence bu yazıyı bir kere daha ve daha dikkatli okumanız gerekiyor...


Not: Bu arada saçmalık olan nedir? Bunu da anlayamadım...

sick princess dedi ki...

Sacmalik olan ikdidarin 'Muhalefet Sussun' diye bagirmasi. Ben de bir cok sey istiyorum ama olmuyor. Idealist olmak bu tur seyler yazmak gayet hos, ama mevcut durum da sanirim 'Oglum Deniz! Evine don!' diye bagirmaktan baska yapabilecegimiz daha gerekli seyler olmasi. Sizi "muhalefeti susturmaya calismakla" suclamadim."muhalefeti susturmaya calismayi cozum olarak gormekle" sucladim. Su an da en cok konusmasi gerekenin sayin Deniz Baykal ve en cok susmasi gerekenin de sayin bazi bakanlar olmasi gerekirken...

sick princess dedi ki...

Yaptigim alinti ve sizi surekli takip etmemi goz onunde bulundurarak size Turgut'un Mustafa Kemal'a guvendigi kadar guvendigim analamini cikarmanizi istemistim. Tek gorus ayriligi ile guvenim sarsilacak degil. CHP yi de yasimin yettigi sene tutarinca takip ediyorum.Sayin Deniz Baykal da ,tabir caizse biraz basireti bagli gibi ama, saygi duydugum bir siyaset adami. Yazinizi defalarca okudugumu, anlama konusun da yeterli oldugumu, yazinizin butunune degil sadece belirttigim fikirlere yorum yazdigimi soylersem sanirim birbirimizi daha iyi anlayacagiz.
Daha dostane cevaplarinizi gorme dilegi ile Umran..

Ali Işıngör dedi ki...

Sevgili Sick Princess;

Sanırım sizden yaş olarak biraz daha büyük birisiyim. Genelde adetim değildir politik görüşlerimi açıklamak ama size söyleyeyim: Kendini "sosyal demokrasinin solunda" ama özgürlüklerin de sonuna kadar yanında olarak gören birisi olarak, "CHP'nin kendine bir çeki düzen vermesi" en çok benim isteğim. 31 yıllık bir hayat deneyiminin sonunda, sizden keskin bir çizgiyle ayrıldığım noktaysa, bugünkü CHP'nin desteklemenin Sayın Baykal ve avanesinin kendi küçük dünyalarında yarattıkları iktidarlarını ayakta tutmaktan başka bir işe yaramayacağını düşünmem...

Politik olarak birçok noktada kendilerine son derece karşı olmama rağmen, bir zamanlar bu partide Mümtaz Soysal, Tarhan Erdem, Altan Öymen, İnal Batu gibi değerler, "düşünce adamları" vardı... Kim bunları teker teker yönetimden dışlayarak kendine CHP içinde "dikensiz gül bahçesi" yarattı? İşin komiği, adam yokluğunda Mustafa Sarıgül gibi komik adamların CHP'nin umudu haline gelmesi. Anıtkabir'de yatan adam herhalde mezarında takla atıyordur.

Baykal'a ve temsil ettiği değerlere saygı duymuyorum. Muhalefeti susturmak yada susturmayı çözüm olarak görmek gibi bir yaklaşımım da yok, tek dileğim bu adamdan bir an önce kurtulmamız...

"Oğlum Deniz evine dön!" diye siz de bağırın. Belki bir duyan olur, ne dersiniz? :)


Not: Bu arada doğumgününüz kutlu olsun:)... -Bir dostunuz.

sick princess dedi ki...

Tesekkur ederim.
Tecrubelerinize duydugum sonsuz saygiya ragmen bir daha ki secimlere kadar sevgili oglumuz Deniz'i muhalefet lideri olarak desteklemeyi uygun buluyorum.Sayin Deniz Baykal saygi duydugum bir siyaset adami olmasina ragmen parti ici yapilanmadaki carpikliga ve bu carpikliktaki rolune sizin baktiginiz acidan bakiyorum.
Teorikte anlastigimizi gormeme ragmen pratikte bir sorunumuz var.
Durumu sayin Baykal'i desteklemekten cikarip muhalefet liderini desteklemek olarak gorursek sanirim tum kartlarimi acmis olacagim.Bu genc yasima ragmen bir siyaset adamina saygi duymakla, yaptigi isleri desteklemek arasinda ki farki ayirabiliyorum.
Utopik bir yaklasima karsilik realist bir yaklasimla bagirmamin bir faydasi olmayacagini bildigimden secim oncesi doneme kadar sesimi kismayi uygun goruyorum. Secim oncesi ayni saflarda beraber bagirma dilegi ile...
Dostlugunuzu mutlulukla kabul eden yeni dostunuz.

10.Köy dedi ki...

3 Kasım seçimlerinde halk zaten birçok partiye defol dedi. Ama onun dışında YÖK de defolup giderse ve şu üniversitelerimizi şahlandıracak biri geçerse çok ama çok sevineceğim...

sick princess dedi ki...

www.baykalgitsin. com