Salı, Eylül 27, 2005

"Küresel bir takım sporu": Linux


Bilgi Yayınları’ndan geçtiğimiz günlerde çıkan “Just for Fun / Sadece Eğlenmek İçin” kitabı muhteşem bir söyleşi ile başlıyor. Arka planda otoyolda son sürat giden bir araba, çişi gelen üç kız çocuğu ve bir annenin bulunduğu bu diyalog “yaşamın ve teknolojinin anlamı” üzerine sürüyor.

Özetle anlatmak gerekirse, Linux işletim sisteminin yaratıcısı Linus Torvalds, bu eğlenceli yolculuk sırasında yaşamın ve teknolojinin doğasının “üç ana güdülenme” üzerine kurulduğunu anlatır: Birincisi yaşamda var olmak, ikincisi toplumsal düzen ve üçüncüsü de eğlence...

Torvalds’a göre yaşamda her şey bu düzende gelişir. Ve eğlencenin ötesinde başka bir şey de yoktur. Yani bir mantıkla yaşamın anlamı bu üçüncü evreye ulaşmaktır. Torvalds, bu kışkırtıcı teorisine örnek olarak seksi gösteriyor: "Seks, yaşamda var olmak şeklinde başlamış ama toplumsal bir şey dönüşmüştür. Bu nedenle evleniriz. Ve tarih içinde, kentleşme olgusuyla koşut bir şekilde bu olgu zamanla bir eğlenceye dönüşür..."

Tıpkı teknoloji gibi... Evet, aslına bakılırsa ilk teknolojiler (ateş, yazı ve balta) var olmaya ya da insanoğlunun varlığını daha iyi koşullarda sürdürmeye yönelikti. Teknolojinin toplumsal yönüyse bize telefonu ve televizyonu getirdi. Başlangıçta devletlerin bu iki teknolojiye büyük miktarda yatırım yapmalarının nedeni, bu buluşların toplumsal düzene dönük yanıydı... Günümüzde ise televizyonun ağırlıklı olarak eğlence için kullanıldığı açık. Mobil telefonların nasıl bir hızla eğlenceye doğru kaydığını saymamıza gerek yok.

Torvalds’a göre insanoğlunun yazgısı “şamatalı eğlentiler yaratığı” olmaktır ve teknoloji bunu izler. Torvalds asıl bombasını söyleşisinin sonunda patlatıyor: "Linux’un başarısının sırrı, eğlenceli olmasıdır. Yüz binlerce parlak beynin bir karşılık beklemeksizin fikir jimnastiği yapıp, gelişimine katkıda bulunduğu Linux, artık 'küresel bir takım sporu'dur."

Ve insanların takım sporlarını ve özellikle de bir takımın parçası olmayı neden sevdiğine çok iyi bir örnektir...

(...)

Ekim ayının kapağı, tahmin edeceğiniz üzere, TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü'nde bugünlerde son rötuşları atılan "ulusal işletim sistemimiz" Pardus... Uğruna beş kere kapak devirdiğimiz Pardus için geliştirici ekibi ile el ele vererek, çok özenli bir iş çıkardığımızı düşünüyorum...

Umut Pulat'ın Anadolu Kaplanı'nı nasıl sembolleştirdiğini çizgilerle anlattığı; Görkem Çetin'in bizimle birlikte sabahladığı; Erkan Tekman ve Barış Metin'in bıkmak usanmaksızın yaptıkları önerilerle zenginleşen bu dosyanın fotoğrafları ise bir başka Pardus geliştiricisine, A. Murat Eren'e ait...

Biz bu takım sporunu çok sevdik... :)

1 yorum:

sick princess dedi ki...

Linux sıkıntıların en büyüğünü çektim sanıp, problem çözümünden en büyük hazzı almaktır.