Cuma, Kasım 18, 2005

Çekik gözlü ölüm


Geçen hafta yazdığım Amerikan Ordusu'nun Felluce'de kimyasal silah kullanma hikâyesi, Türkiye gündemine epey gecikmiş bir şekilde de olsa, nihayet düştü... Haber dün NTV ve CNN Türk haber bültenlerinde üçüncü haber olarak geçti. Pentagon sözcüsü Yarbay Barry Venable, doğruluğu tartışılamayacak bu görüntüler karşısında "Savaşan düşmana karşı yangın bombası olarak kullandık" derken, fosfor bombasının bir kimyasal silah değil, konvansiyonel bomba olduğunu söylemiş. Eskilerin "secaat arzederken sirkatin söylemek" dedikleri tam bu olsa gerek...

Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi "vatandaşları" olarak madem gündemi bir hafta öncesinden izliyoruz, bildiğimiz yolda devam edelim.

Benden duymamış olun ama önümüzdeki günlerde, Çin'de varlığı uzun bir süredir kulaktan kulağa fısıldanan ama artık reddedilemez bir noktaya varan bir gerçeği konuşmaya başlayacağız: "Çok uluslu şirketlerin toplama kampları"nı!

Evet, yanlış okumadınız... Dünyanın bir köşesinde çalışma kampları hâlâ var! Tıpkı Nazilerin Yahudiler, Polonyalılar, Çingeneler ve eşcinseller için açtığı kamplar gibi! Hatta Auschwitz kampının girişindeki ünlü "Arbeit Macht Frei" (Çalışmak özgürleştirir) mottosunun yerini "Laodong Gaizao" (Çalıştırmak dönüştürür) almış. Bu kampların tek bir farkı var: Yahudi ve Çingenelerin yerini, burada Çinliler almış durumda!

Peki, ne yapılıyor bu kamplarda? Çin Komünist Partisi'nin 1950'lerde aldığı bir kararla kurulan LaoGai çalışma kamplarında bugün önemli bir kısmı "politik suçlu" olmak üzere, çeşitli sebeplerden dolayı hüküm giymiş 4 ila 6 milyon tutuklu mevcut. Tam sayısı bir "devlet sırrı" olan bu kamplardan tüm Çin Halk Cumhuriyeti'nde 1.100 kadar olduğu tahmin ediliyor.

1990'ların sonunda Çin Halk Cumhuriyeti'nin kapılarını dünyaya açmasıyla beraber, bu kamplar "ucuz işgücü" arayışındaki çok uluslu dünya devleri için bulunmaz bir fırsat oldu. "Çin Mucizesi", kulaktan kulağa anlatılan ve "ayda 15-20 dolara çalışan ve hiç şikayet etmeyen işçiler"in sırtı üzerinde yükseliyordu. Çin malı tekstil ürünleri, bir milyon liralık elektronik saatler, 30-40 milyona satılan iş makineleri herkesin işine geliyordu. Ve kimsenin de işine gelmiyordu sormak: "Nasıl?" Çok uluslu firmalarsa Çin Hükümeti ile yatırım pazarlıklarını, kendilerine sağlanacak "LaoGai" işçilerinin sayısı pazarlığına çoktan dökmüşlerdi bile.

Evet, bu hapishanelerin kapısında yazan "Çalışmak dönüştürür" sloganı bir doğruyu işaret ediyor: Çinli mahkûmların elinde basit bir deri parçası önce bir Adidas topuna, sonrasında ise dünya pazarında çil çil dolarlara dönüşüyor...



Ortalıkta, LaoGai fabrikalarına dair korkunç raporlar dolaşmaya başladı. Avrupa Parlamentosu'nun dünkü birleşiminde de gündeme gelen bu konu, önümüzdeki günlerde tartışılacak konuların ilk sıralarına yerleşecek.

Peki, hangi uluslararası firmalar, üretimlerini her biri "bir şirkete" dönüşen LaoGai çalışma kamplarında yaptırıyor? Uluslararası insan hakları örgütlerinin raporlarında pek çok dev firmanın adı geçiyor: PepsiCo, Gatorade, Coca-Cola Company, Kellogg, Bosch, Puma, Adidas ve bu satırlara sığmayan diğerleri...

Acaba "bu liste" de NTV ve CNN Türk'de yer alır mı dersiniz?

4 yorum:

sick princess dedi ki...

Ali Işıngör bu markalarla alışverişini keser mi?

metin dedi ki...

Nedense şaşırtıcı gelmedi. Böyle despot, insanlık dışı yönetimlerin olduğu yerlerde normaldir. Hürriyet tutkunu batılılarda kendi ülkelerinde kuramadıkları bu düzeni işlerine geldiği için sonuna kadar sömürmekte.

Umarım dediğiniz gibi gündeme daha fazla oturur, detaylı olarak bilgiler ortaya dökülür.

Taci TIRSAK dedi ki...

Olayın boyutlarının bu kadar vahim olduğunu yeni öğrendim, ama yaklaşık 3-4 ay kadar önce, eskitme mermer üzerine 400 kişilik bir ekip ile sadece yurtdışına iş yapan bir firmanın bile çindeki ucuz iş gücünü kullanmak için üretim müdürlerini çine, etrafı kolaçan etmeleri için gönderdiğini biliyorum.

Acaba bu sözü edilen tutukluların haricinde, sivil halkın da normalden çok ucuza çalışma durumları mı var? yoksa yukarda sözünü ettiğim firmanın bu çapta bir pazarlığa oturabileceğini sanmıyorum.

Adsız dedi ki...

ya Ali bey siz ve sizin gibi adamlar niçin bi türlü rahat duramazsınız? Size ne kardeşim ordaki esir kamplarından? Sizin yüzünüzden bi rahat eğlenemez, yiyip içemez olduk. Alan memnun satan memnun, ne diye koşturursunuz ki böyle şeylerin peşinde? :)))
Şaka bi yana, bazı şeyleri bilmeden yaşamak daha rahat diye düşünmüyor değilim. Sizi bilmem ama ben artık "insanlığın kazanacağına" dair umudumu yavaş yavaş kaybediyorum. Ama lütfen siz yine de içinizde ki coşkuyu kaybetmeyin, bizi rahatsız etme dürtüsünü kaybetmeyin.