Çarşamba, Ağustos 31, 2005

Bekçiden Urartuca hocası olmaz mı?


Bugün Radikal'de -muhtemelen diğer gazetelerde de yayınlanan- bir ajans haberi vardı. Satırına dokunmadan, aşağı alıntılıyorum. Haber, bir süre önce yine bu sitede bahsettiğimiz Mehmet Kuşman'a dair...

Urartuca dersini bekçi verecek

AA -VAN- Urartu dilinin yaşatılması için Halk Eğitim Merkezi'nde açılacak kursta, bu dili kendi kendine öğrenen Çavuştepe Kalesi bekçisi Mehmet Kuşman ders verecek.

Van Halk Eğitim Merkezi Müdürü Muhyettin İnci, valilik girişimiyle açılacak kurs için Çavuştepe Kalesi'nin 42 yıllık bekçisi Mehmet Kuşman'a teklifte bulunduklarını açıkladı. İnci, bekçinin, Türkiye'de Urartuca okuma ve yazmayı bilen 23 kişiden biri olduğunu hatırlattı.

İnci, Kuşman'ın ekimde emekli olacağını, kasımda da kursun açılacağını anlatarak, "Kuşman'ın bu dersi verecek düzeyde bilgi sahibi olduğunu biliyoruz. Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nden Urartuca bilen öğretim görevlilerinden de destek almayı planlamaktayız" dedi.

Profesörden itiraz var
İstanbul Üniversitesi Avrasya Arkeoloji Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Oktay Belli ise bu görevin Mehmet Kuşman'a verilmesini eleştirdi. Belli, Kuşman'ın, gönderdikleri kitaplardan Urartuca öğrendiğini söyledi. Van'da Urartuca kursu verilmesinin sevindirici bir gelişme olduğunu belirten Belli, "Ancak bu kursun Kuşman tarafından verilmesini bilimsel açıdan uygun bulmuyorum, çünkü bir dili öğretmek için o dilin altyapısının, fonetik özelliklerinin, gramerinin çok iyi bilinmesi gerekmektedir. Kuşman'da da bu bilgilerin yeterli düzeyde olduğunu düşünmüyorum" diye konuştu.

'Sadece ben biliyorum'
Yıllarca baktığı yazıtları merak ettiği için Urartuca öğrenen 65 yaşındaki Kuşman ise Urartucayı 13 yıldan beri okuyup yazdığını belirterek, "Van'da sadece ben biliyorum. Urartucayı bilenlerin hepsi de benim gibi yaşlı. Kursun açılmasını önemli buluyorum. Bu dersi vereceğime de inanıyorum" dedi.


Ne dersiniz, sizce üniversitelilere ders verebilir mi "bir bekçi"? Görüşlerinizi merak ediyorum.


Fotoğraf: Mehmet Kuşman'ın hazırladığı "Urartu Alfabe Cetveli"

11 yorum:

A. Murat Eren dedi ki...

Ne doçentler ne profesörler gördüm aslında yoktular.

Görüşlerini ifade eden hocamızı da doğrudan eleştirmek doğru olmaz ama bir gün birileri gitse de üniversitelerde kimlerin ders verdiğine bir baksalar..

Bu bekçi bey gidip öğrencilere en azından azmini gösterse, "bakın bana da bir öğreten yoktu ama nasıl da kendi kendime öğrendim, işte" dese yeter.


Selamlar.

ivriz dedi ki...

ben derim ki bu kişi denemeye tabi tutulsun. baktılar bu işi yürütüyor, neden devam edilmesin ki? belli bir akademik eğitim elbette olmalı, hocamızın görüşüne katılıyorum ama bu ülkede nice şarkıcılar oyuncu oldu,konservatuvar okuyanlara haksızlık değil miydi bu?
neyse derin bir konu bu. diyeceğim o ki bu kişi kısa bir eğitimden geçirilerek bu işin temel kıstasları kavratılmalı, sonra da denemeye tabi tutulmalı; eğer yapabiliyorsa ne ala. saygı duyarım.

Ahmet AYGÜN dedi ki...

Dünyada Urartuca bilen kişi sayısı tahminen (net bilgim yok) 50-60 civarında, acaba bunlar arasında akademik eğitime sahip olanların kaçı ülkemizde?

Ya da ülkemizde Kuşman'ın yerine ders verecek akademik eğitim almış biri var mı?

2. sorunun cevabı "Hayır, yok." ise bence Kuşman'ın eğitmenlik yapmasında bir sakınca yok.

Onur Yalazı dedi ki...

Meren'e katılıyorum.

Yüksek öğrenim kurumlarımızda "Uzman" isimli kadro ile herhangi bir yüksek öğrenim yapmamış ve hatta lise eğitimi almamış insanlar ders verebilir ve yüksek öğrenim kurumunun kadrosuna girebilirler. Okumakta olduğum okulda aynen bu uygulandı. Bazı arkadaşlarımız kurumdışı uzmanlardan ders aldı. Gerçerli ve akıldışı olmayan bir uygulama kanısındayım.
Yüksek öğrenim kurumlarında uzmanlar ders verebilirken neden bir dil kursunda bir uzman ders vermesin?

sick princess dedi ki...

Neden buna kursu alicaklar karar vermiyor?

arjantin dedi ki...

Mehmet Kuşman'ı gönülden tebrik ediyorum ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum.Akademik kariyer yapmak ya da belirli bir eğitim seviyesinde olmak mı gerekiyor insanlara birşeyler katabilmek için?Bırakalım herkes elinden geleni yapsın bazı şeyleri yaşatabilmek için.

hımbıdı dedi ki...

Mehmet KUŞMANI öncelikle tebrik ediyorum bence kuşman kendince çok güzel bir kariyer yapmış.Urartuca dilini öğrenmiş olması onun ders verebileceği anlamına gelmez , sayın hocama bu konuda katılıyorum biz gençlerin çok iyi bir düzeyde yetişebilmesi için bu işin uzmanı olmuş eğitimcilere ihtiyacı var.

Necdet Yücel dedi ki...

Bir dili bilmekle onu öğretmek işini aynı şey gibi düşünmemek gerekir. Bekçi bey dil öğretsin diyenler kendi anadilleri olmasına rağmen türkçe bilmeyenlere türkçe öğretebilirler mi acaba? Bilmek başka, öğretmeyi bilmek başkadır. Bekçi bey öğretmeyi de biliyorsa elbette eğitmen olarak çalışabilir, ama bu konuda bir bilgi yok.

Urartu dilini akademik hayatın dışında kullananlar olduğunu öğrenmek ilginç aslında.

faruk dedi ki...

urartu dilini ogretebilecek akademik bir kurum var mi turkiye'de? eger varsa, bekci bey de o kuruma giderek 13 yillik bilgisini orada gelistirebilir. dil ogretmek icin gereken sey diplomaysa eger, bu diplomayi edinebilir.

eger oyle bir kurum yoksa profesorun konusmasi cok havada kalacaktir.

aslinda oyle bir egitim sistemimiz var ki, 13 yillik birikimle isi ogretecek duruma gelen adama bildigini unuttururuz.

parmak dedi ki...

dili nasıl öğreteceğine dair biraz eğitim alırsa, daha verimli olacaktır.

(uygundur)

Adsız dedi ki...

Komik bir durum açılan kurs akademik çalışma yapanlara yönelik bir kurs değil. Bilimsel beyefendi öncelikle okulunun çevresinde faaliyet gösteren ve milli eğitim denetimine tabii olan dil kurslarındaki eğitmenlerin kaçının eğitme yeterliliği olduğunu öğrense daha iyi olur gibi geliyor. ha birde şu var hemen hemen tüm öğretmenlerimizin eğitim verebilme yeterliliği var(yok demem sanırım bir kaç kanuna birden mualefet olur, admaların elinde kapı gibi diplomaları var), sayın bilimsel beyefendinin de vardır lakin forumlara bloglara hatta yazılı basına(bunların dışında olduğumu söylemiyorum) bile baktığımızda bir çok Türkçe gramer ve semantik hataları görüyoruz, hatta son zamanlarda Hıncal Uluç demişken Kamelya ile Kameriye' yi ayırt edemiyoruz ve hepimiz eğitim aldık! Nereye gitti bu eğitimimiz, şimdi bizlere diplomalar veren kurumlar ve bunların yöneticileri ve bizimle birlikte kapı gibi akademik belgelere sahip olanlar ne olacak?